Soğutucu rafında açık metin
Bir çevirmen olarak her gün anlamlar, çağrışımlar ve dilsel gelenekler arasında dengede durmaya çalışırız. Hiçbir kelime “tarafsız” değildir; zira her terimin arkasında bir hikâye, bir beklenti, bir kültürel renk gizlidir. Avrupa Parlamentosu şimdi “vegan sosis”, “vejetaryen şnitzel” veya “vegan burger” gibi terimleri yasaklamaya ya da kısıtlamaya çalışıyorsa, bu sadece gıda endüstrisini değil, dilin yapısını da etkiler.
Değişiklik önerisinin ekine göre, 1308/2013 sayılı AB Tüzüğü kapsamında söz konusu olan ve yalnızca etle ilgili olması gereken kavramlar şunlardır:
Sığır eti, dana eti, domuz eti, kümes hayvanı eti, tavuk eti, hindi eti, ördek eti, kaz eti, kuzu eti, koç eti, koyun eti, keçi eti, alt bacak, fileto, kalça, but, bel, kaburga, omuz, hesse, pirzola, kanat, göğüs, uyluk, sığır göğsü, üst kaburga, T-bone biftek, rosto ve domuz yağı.
Fransız muhafazakar milletvekili Céline Imart’ın sunduğu ek tasarıya göre, ayrıca aşağıdaki terimler de “koruma altına alınacak”:
Biftek, şnitzel, sosis, burger, hamburger, yumurta sarısı ve yumurta akı.
“Vejetaryen terimlerinin” dilsel işlevleri
Peki, neden “vegan sosis” ya da “vegetaryen burger” deniyor da, “vegan kıyma” yerine basitçe “bitkisel kıyma” denmiyor? Dilbilimsel açıdan bakıldığında, bu tür adlandırmaların tek bir amaca hizmet etmekten öte bir işlevi vardır.
1. Referans işlevi - Zihindeki imgeler
Alışveriş yaparken “vejetaryen burger” ifadesini gören kişi, hemen “burger” kavramıyla bir bağlantı kurar. Bu ifade, belirli bir şekil, doku ve kullanım biçimini (örn. ızgarada pişirme, ekmek, köfte) akla getirir. “Vegan şnitzel” ifadesini görenler, içinde bitkisel malzemeler olsa bile zihninde pane kaplı bir köfte canlandırır. Bilinen et ürünüyle bir bağlantı kurulmasaydı, her alternatifin yeniden tanımlanması gerekirdi (“tahıl bazlı bitkisel köfte”) – bu da çoğu zaman daha az akılda kalıcı olurdu.
2. Tanımlama ve Ayırt Etme
“Vegan”, “vejetaryen” veya “bitkisel” gibi sıfatlar, bunun et olmadığını belirtmek amacıyla bir ayrım işlevi görür. Bu kombinasyon (“vegan sosis”), tipik bir ikilemdir: genel terim ile ayırt edici ek. Örneğin vegan peynirden bahsederken bunun yerine “delikatese dilimleri” denildiğinde ve ekli resimlerdeki süt bazlı peynirlerden ayırt edilemediğinde, bu ayırt edici özellik büyük ölçüde kaybolur.
3. Pazarlama / Marka İletişimi
Bu tür terimler, ürünlerin hedef kitlenin zihninde yer etmesine yardımcı olur. Vejetaryen veya vegan bir yaşam tarzı benimseyenler, uzun açıklamalara gerek kalmadan hemen “vejetaryen burger”i akıllarına getirir. Dilin özlü kullanımı, tanınırlık, marka değeri; bunların hepsi bu etikete bağlıdır. Nitekim Fransa’da da Beyond Meat, ülkedeki ulusal yasağa karşı dava açmıştı. Et ikame ürünleri üreticisi olan bu şirketin şirket adında da “et” kelimesi yer almaktadır.
Yasal engeller: Avrupa Adalet Divanı, tüketici hakları ve isim hakkı
Bir çevirmen olarak, hukuk ve dilin birbirini karşılıklı olarak belirlediği anlaşılır.
AB Gıda Bilgilendirme Yönetmeliği (1169/2011 sayılı AB Yönetmeliği), gıdalarla ilgili bilgilerin yanıltıcı olmaması gerektiğini şart koşmaktadır. Asıl amaç, tüketicilerin bilinçli bir seçim yapabilme imkânına sahip olmalarıdır.
Yani: Bir ürünün et içerdiği izlenimini uyandıran bir tanımlama (oysa içermediği halde), yanıltıcı reklam yasağına aykırı olabilir. Bir kişinin “vegan şnitzel” ifadesiyle yanıltılıp, ancak eve döndüğünde bunun ne veganlardan üretildiğini ne de başka bir tür et içerdiğini hayal kırıklığıyla fark edip etmemesi ise tartışmalıdır.
Oysa Avrupa Adalet Divanı (AAD), 2024 yılında, net bir etiketleme yapıldığı sürece bitkisel ürünler için et benzeri terimlerin genel olarak ulusal düzeyde yasaklanmasının kabul edilemez olduğunu açıkça belirtmişti. Bu, Fransa’da daha önce denenmişti. Ancak Avrupa düzeyinde süt ve süt ürünleri için benzer bir düzenleme zaten başarıya ulaşmıştı; bu nedenle “süt”, “peynir”, “yoğurt” gibi terimler artık AB hukuku uyarınca hayvansal süt ürünlerine özgü olarak ayrılmıştır. Bu nedenle bitkisel alternatifler artık “içecek” veya “sürülebilir ürün” olarak etiketlenmek zorundadır.
Ancak burada da istisnalar kuralı doğruluyor: Örneğin, “Scheuermilch” (ovma sütü) adını görünüşünden alıyor; bu durumda, bunu yanlışlıkla kahveye “Scheuerdrink” (ovma içeceği) olarak dökme tehlikesi pek yok gibi görünüyor. Ayrıca, rendelenmiş meyve özünden oluşan hindistan cevizi sütü de yine aynı isimle anılmaya devam edebilir. Oysa bu meyve özü de etten oluşmaz ve hindistan cevizi bir çekirdekli meyvedir, fındık değildir. Sosis salatası da yine tek bir salata yaprağı bile içermemelidir. Yasama organının bu konuda bir karışıklık yaşama ihtimali pek yok gibi görünüyor.
Dil denetimi yerine tüketici eğitimi
Dilbilimsel açıdan bakıldığında, belirli terimleri yasaklama girişimi, kelime dağarcığına bir müdahaledir. Dil, metaforlar, mecazlar ve değişimden beslenir. Düzenleme bu tür süreçlere müdahale ettiğinde, gerilimler ve çatışmalar ortaya çıkar. Kimlerin neyin “yanlış” ya da “uygunsuz” olarak kabul edileceğini tanımlayabileceği sorusu gündeme gelir. Hangi metaforların kabul edilebilir olduğuna kim karar verir? Bir sosis, et içeriği, şekli veya koruyucu bir tabaka ile kaplanmasıyla mı tanımlanır?
Dilin dayanıklılığını da küçümsememek gerekir. Dil genellikle bir çıkış yolu bulur. Bir terim resmi olarak yasaklandığında, belki de orijinal biçimine daha yakın yeni ifadeler ortaya çıkar. Belki de ilgili üreticiler gelecekte “Vurstsalat” terimini kullanmaya başlar. Oysa asıl amaç, tüketicileri uygun şekilde bilgilendirmek olmalıdır; böylece sığır kıyması almak isterken yanlışlıkla vegan kıymaya uzanmasınlar. Ya da yanlışlıkla Bolognese sosuna kıyılmış et eklemesinler.

Push the Future

Küçük İşletmeciler ve Faturalar

Vegan dil – Mesele sosis

Son teslim tarihi ile diplomasi arasında


Neden yerelleştirme, çeviriden daha fazlasıdır?

60. Theodor Heuss ödülü


Görünmez tehlike: dijital çeviri sahtekarlığı

Push the Future

Küçük İşletmeciler ve Faturalar
